İki ayağını bir pabuca sokmak: Birini çok sıkıştırmak, acele ettirmek.
Atasözleri ve Deyimler
32 söz
Atasözü, bir milletin yüzyıllarca ödediği bedelin tek cümlelik özetidir. Bu bölümde en bilinen Türk atasözlerini ve deyimleri anlamlarıyla birlikte derledik.
Sayfa 1 / 2
Gözden düşmek: Eski itibarını yitirmek.
Baştan savmak: Bir işi ya da kişiyi özensizce geçiştirmek.
Diken üstünde oturmak: Huzursuz ve tedirgin biçimde beklemek.
Eli kulağında: Gerçekleşmesi çok yakın olan.
Kulak kabartmak: Belli etmeden dinlemeye çalışmak.
Ayağının tozuyla: Bir yere varır varmaz, hiç dinlenmeden.
Göze girmek: Birinin beğenisini ve güvenini kazanmak.
İğneyle kuyu kazmak: Çok zor ve uzun süren bir işi sabırla yapmak.
Burnundan kıl aldırmamak: Çok kibirli olmak, kimseyi yanına yanaştırmamak.
Ağzından baklayı çıkarmak: Uzun süre sakladığı bir şeyi sonunda söylemek.
Pire için yorgan yakmak: Küçük bir zarardan kurtulmak için çok büyük bir zarara girmek.
İpe un sermek: Bir işi yapmamak için sürekli bahane üretmek.
Etekleri zil çalmak: Çok sevinmek, mutluluktan uçmak.
Bir musibet, bin nasihatten yeğdir.
Dost acı söyler.
Ne ekersen onu biçersin.
Sürüden ayrılanı kurt kapar.
Akıl yaşta değil baştadır.
Gülü seven dikenine katlanır.
Görünen köy kılavuz istemez.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Söz gümüşse, sükût altındır.
İşleyen demir ışıldar.
Atasözü ile deyim farkı
Atasözü tam bir yargı bildirir ve öğüt verir: "Damlaya damlaya göl olur." Deyim ise tek başına yargı bildirmez, bir durumu anlatmak için cümle içinde kullanılır: "etekleri zil çalmak". Kısacası atasözü ders verir, deyim tarif eder.