Bâkî
Mahmud Abdülbâkî
Kanûnî devrinin "Sultânü'ş-Şuarâ"sı; divan şiirinin en ahenkli ve zarif sesi.
Bâkî Kimdir? Hayatı
İstanbul'da, Fatih Camii müezzinlerinden birinin oğlu olarak doğdu. Çocukluğunda saraç çıraklığı yaptı, sonra medreseye girdi ve hızla yükseldi. Şiirdeki başarısı Kanûnî Sultan Süleyman'ın dikkatini çekti; padişahın himayesine girdi ve "Sultânü'ş-Şuarâ" (şairler sultanı) unvanını aldı.
Kadılık ve kazaskerlik görevlerinde bulundu. Hayatı boyunca şeyhülislamlık makamını arzuladı ama bu göreve hiç gelemedi. Kanûnî'nin ölümü üzerine yazdığı Kanûnî Mersiyesi, Türk edebiyatının en güçlü mersiyesidir ve "Ey pây-bend-i dâmgeh-i kayd-ı nâm ü neng" mısrasıyla başlar.
Edebî Kişiliği ve Üslubu
Bâkî'nin şiiri, Fuzûlî'nin acısının tam karşı kutbudur: dünyevi, neşeli, zarif ve son derece işlenmiştir. İstanbul Türkçesinin ahengini şiire taşımış, ses uyumu ve söyleyiş güzelliğinde zirveye çıkmıştır.
Şiirlerinde tasavvufi derinlik aramak yerine, hayatın ve güzelliğin tadını çıkarmayı öne alan bir bakış vardır. Bahar, bahçe, sohbet ve meclis onun en sevdiği temalardır. Ustalığı, söylediği şeyin sıradanlığına rağmen söyleyişin unutulmaz olmasındadır.
Bâkî Ünlü Dizeleri
Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal, bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.
Minnet Hudâ'ya devlet-i dünyâ fenâ bulur.