Sis (Seçme Bölümler)
Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı muannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.
Tazyîkinin altında silinmiş gibi eşbâh,
Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh;
Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar
Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar!
Ey akl ü zekâ meş'ale-i cürmü, ne oldun?
Ey rûh-ı beşer, sen de mi bu zulmete daldın?
Örtün, evet, ey hâile... Örtün, evet, ey şehr;
Örtün, ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!...
Şiirin Çözümlemesi
Sözlük
Âfâk: ufuklar · dûd-ı muannid: inatçı duman · zulmet-i beyzâ: beyaz karanlık · eşbâh: hayaletler, cisimler · kesâfet: yoğunluk · gavr: derinlik · hâile: facia · fâcire-i dehr: çağın günahkârı.
Açıklama
1902'de yazılan bu şiir, II. Abdülhamid dönemi İstanbul'unu ahlaki bir çöküşün sahnesi olarak anlatır. Şehri kaplayan sis, hem gerçek bir hava olayı hem de baskı ve yozlaşmanın simgesidir.
"Zulmet-i beyzâ" (beyaz karanlık) tamlaması Türk şiirinin en güçlü zıtlık (oksimoron) örneklerindendir: sis beyazdır ama karartır. Şiirin sonundaki "Örtün... ve müebbed uyu" seslenişi, sevgiyle değil öfkeyle söylenmiş bir vedadır.